Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)





Orjinalin Aslı

Yazılar

DÜNYA FUTBOL OTORİTELERİNİN ÇÖZEMEDİĞİ BAŞARININ BÜYÜK SIRRI


Avrupa Futbol Şampiyonası gibi üst düzey bir organizasyonda, başka hiç bir takımın yapamadığı inanılmaz başarı futbol otoritelerini şaşkına çevirdi. Üç maç ve hepsinden geriden gelerek son anda kazanılmış üç maç.. Futbol otoriteleri, futbol mühendisleri , istatistikciler kimse bu büyük başarıyı çözemiyor.. Üstüne üstlük özellikle elediğimiz takımların teknik adamları açık yüreklilikle itiraf ediyorlar.. PEKİ BU BAŞARININ SIRRI NE? BU BAŞARI FUTBOL BAŞARISI OLMAKTAN ÖTE SOSYOLOJİK OLARAK, DÜNYA ÜZERİNDE NE GİBİ ETKİLERE SAHİP..



Milli takımımızın inanılmaz başarılarından sonra herkes birbirine şu soruyu soruyor "Bu normal bir durum değil.. Bu bambaşka bir durum"..
Ama kimse adını koyamıyor bu ard arda gelen inanılmaz başarıların..

ELEDİKLERİMİZ ŞAŞKIN..
Çek milli takım hocası maçtan saatler sonra bile "Hala inanamıyorum. Nasıl yenildik. Bunun futbol ile izahı mümkün değil, bu işte başka bir iş var. Türklerin ne yapacağı belli olmuyor"diyordu..
Sonra Hırvat milli takım hocası Biliç maç sonrası, Türkiye nin 3. kez bir maçı geriden gelerek kazandığını belirterek, ''İlginç bir biçimde kazanıyorlar. Hem kaliteleri var hem de başka birşey var. O yalnızca Türkler'de var onun ne olduğunu tarif edemiyorum, anlayamıyorum. Böyle giderlerse final oynarlar.Bunlar sanki efsunlu.. Bu yenilgiyi unutmamız mümkün olmayacak. Yaşamımız boyunca da aklımızda kalacak'' diyordu..
Futbol tarihinde hiç bir takımın gerçekleştiremediğini Avrupa Şampiyonası gibi üst düzey bir turnuvada gerçekleştiren tek takım Türkiye idi.. Hemde üst üste üç defa.. hem de son anda..

HERKES ŞAŞIRIRKEN, BU BAŞARIYA İMZA ATANLAR NEDEN SAKİN..
Dünya bu başarıya şaşırırken, bu başarıyı gerçekleştiren gerçek kahramanlar kendilerinden emin ve bu büyük başarıya rağmen sakin bile sayılabilirler..

PEKİ NEDEN?
Fatih Terim'in soyunma odasında nasıl bir konuşma yaptığını bilemeyiz, ancak bildiğimiz birşey var ki Fatih Terim'in tüm konuşmasını yapıp, çocuklarını soyunma odasından çıkış tüneline teker teker gönderirken "Allah Yardımcınız olsun.. Ayağınıza, yüreğinize güç versin" dediği.. Tüm oyuncularını soyunma odasından dışarı çıkardıktan sonra da arkalarından var gücü ile "ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN" diye bağırdığını biliyoruz..

Peki büyük başarılar sonrasında dünya ayağa kalkmış sevinirken, mikrofonlara konuşan gerçek kahramanlar ne diyorlar..
"Biz yaparız.. Biz büyüğüz.. Kral biziz. En büyük biziz. Asarız.. Keseriz" demiyorlar..
Ya ne diyorlar..

Mesela Arda.. "Bu başarı tamamen inancın zaferidir. Allah'ımıza binlerce kez şükür olsun ki bize sıkıştığımız anda yardım ediyor. Bizim için milyonların yaptığı dualar, bizim en büyük gücümüzü oluşturuyor.." diyor..
Hatta spiker soruyor "Peki bu gece bu başarıyı nasıl kutlayacaksınız"..
Belki de "Sabaha kadar eğleneceğiz.. Şampanya patlatacağız" diye bir beklenti içinde muhabir..
Ama cevap şu.. "Şimdi şükretme zamanı.. Buradan gittikten sonra Allah'a şükredeğiz"...

Ya Sabri.. Ya Emre Belözoğlu, ya Volkan, ya Servet, ya Mehmet Topal, ya Tuncay, ya Nihat, ya Semih..
Hangi birinin söylediklerini yazalım ki...

Emre Aşık daha net bir ifade ile "Dünyadaki tüm müslümanların duaları bizimleydi. Biz bu duaları hissederek güç aldık" diyordu..

Hepsi de sözbirliği etmişcesine aynı şeyi söylüyorlar "Allah'a şükürler olsun, bu başarı bizlere edilen duaların neticesidir"

Bu çocuklar bu inançla MAGLUBİYETLERDE BAŞLARI DİK, GALİBİYETLERDE MÜTEVAZİ olmayı biliyorlar..

Federasyon Başkanı Hasan Doğan ise "Bizim aldığmız bu başarıda sadece bizlerin değil, tüm ortadağu'daki, Afrika'daki, Türki Cumhuriyetlerdeki, dünya üzerine dağılmış tüm müslüman ülke insanlarının dualarının bizimle olduğunu bilmek, ve hala dua ettiklerini hissetmek en büyük güç ve motivasyon" diyordu.

BU BAŞARIYI ANCAK İNANANLAR ANLAR..
Evet bu başarıyı yabancı teknik adamların ya da inanca sahip olmayanların futbolun mühendislik hesapları ya da istatistikleri ile çözmeleri mümkün değil. Onun için dünyanın en büyük teknik adamları bile bu başarı karşısında şaşkın..

MİLLİYETÇİLİĞİN FUTBOLA, FUTBOLDAKİ BAŞARILARIN MİLLİYETÇİLİĞE İHTİYACI VAR..

Canım milliyetcilikle futbolun ne alakası var? diyenler tabiki vardır..
Ama Milliyetçiliğin futboldaki uluslararası başarılara ihtiyacı var.. Kafatasçılığı, üstün ırk vs. için değil.. Ülkenin moral motivasyonu, bireyin özgüveninin artması anlamında ihtiyacı var.. Toplumsal birliktelik ve milli bütünlük için ihtiyacı var..

Futbolun da milliyetçiliğe ihtiyacı var.. Yani milliyetçi duygularla heyecanı yaşamak, pozitif enerjiyi heyecan ile, manevi heyecanı ise dualarla aktarmaya ihtiyacı var..

Bunları milli takımımızın bu başarıları elde etmesinden önce yazmış olsak, kafatascı, dinci, irticacı olarak damgalardı birileri bizleri..

Ama şimdi sonuç ve sebep ilişkisi ile dünya futbolunun çözemediği bu başarıyı, başarıya etki eden unsurlarla çözmeye çalışıyoruz...

Milli takımımızın başarısını salt Türk Milliyetçiliğini yükselten bir değer olarak görmek çok safdillik olur..

Şimdi Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde yaşayan milyonlarca insanlar, başları dik yürüyor.. Sadece Türkler mi hayır..

Sömürgeci ülkelere karşı eziklik hisseden tüm ülkeler ve onların tüm vatandaşları başları dik yürüyor..

Bu başarı Türkiye sınırları dışında inanılmaz bir coşku ve heyecanla yaşanıyor...

Azerbeycan'da.. Türkmenistan'da.. Özbekistan'da.. Gürcistan'da.. Filistin'de.. Gazze'de.. Lübnan'da.. İran'da.. Irak'da.. Suriye'de.. Pakistan'da.. Suudi Arabistan'da.. Malezya'da.. Endonezya da.. Mısır'da..Hindistan'da.. Bosna Hersek'de, Makedonya'da.. Arnavutluk'da.. Fas'da.. Tunus'da.. Cezayir'de.. Afrika'nın bir çok müslüman ülkesinde adeta bayram havasında sabahlara kadar kutlanırken, yeni bir maç öncesi insanlar ortak bir dille dua ediyorlar..

Müslüman ülkeler, dini duygularla, müslüman bir ülkenin başarısını kendi başarıları gibi görüp, başarıyı aynı duygularla paylaşıyorlar..

SADECE MÜSLÜMAN ÜLKELER Mİ..
Hayır .. Kesinlikle Hayır..
Dünya'nın baronlarına, emperyalist ülkelerine, kendi menfaatleri için diger ülkeleri sömüren sömürge gibi gören ülkelere karşı alınan bu başarılar bir çok ülke insanının da bu başarıyı sahiplenmesine ve coşku ile yaşamasına sebep oluyor..
Ya da Türkiye'nin tarihsel geçmişinden,Osmanlı'nın eşit, adil yönetiminden, gücünü güçlüden yana değil haklıdan yana kullanan yönetim anlayışından dolayı sempatik bakıyor bazı ülkeler..

Yunanistan'da dev ekranda maçı izleyen Yunanlılar, Türkiye'nin başarısını büyük bir coşku ile kutladılar.. Zafer çığlıkları attılar.. Hırvatları tutmadılar.. Yine Romanya, Bulgaristan, Moldova farklı sebep ve duygularla en az kendileri başarı kazanmış gibi sevindiler..

Başka Japonya olmak üzere uzakdoğu da bir çok ülke.
Hatta adını bilmediğimiz üçüncü dünya ülkelerinin hemen hepsi..

SADECE MÜSLÜMAN ÜLKELER DEĞİL, ZULME UĞRAMIŞ, İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKESİ HALİNE GELMİŞ BİR ÇOK ÜLKE İNSANININ HEYECANI, ENERJİSİ VE DUALARI DA ELBETTE ÇOK ÖNEMLİ..

Atılan son dakika golleri ile, geriden gelip kazanılan maçların bitiş düdügü ile Dünya üzerinde bir sevinç haritası çıkartılsa, ya da google earth gibi bir sistemle dünya üzerindeki sevinçleri zoom yaparak gözlemleyebilsek..


Almanya başarılı olabilir.. Hollanda, Rusya, İspanya, İtalya olabilir.. Ama bu Türkiye'nin heyecanı gibi bir Dünya kasırgası asla oluşturamaz..

Bu ülkeler, kendi ülkelerinde, Türkiye'nin başarısının diger ülkelerde yaşanan heyecanı kadar bile heyecan yaşayamaz..

A milli takımımız yarı finalde Almanya'yı geçer mi, Final oynar mı ? Bu saatten sonra o kadar önemli değil..

Dünya kupalarında, Avrupa kupalarında, Şampiyonlar ligi, UEFA kupası gibi Dünya futbol tarihinde oynanan gelmiş geçmiş tüm karşılaşmalarında hangi takımın başarısı futbol otoriteleri tarafından açıklanamamıştır..

Öyleyse bu büyük başarı bile yeter..

BİR DE MADOLYONUN ÖBÜR YÜZÜ VAR..
Eğer bu başarı Süper ligde yaşansaydı..
Yani herhangi bir takımımızın futbolcuları, teknik heyeti, yöneticileri kazanılmış bir başarıdan sonra "Bu tüm müslümanların duaları sayesindedir. Allah'a şükürler olsun.. Şimdi Şükretme zamanı.. Hep birlikte şimdi şükredeceğiz.. " diyerek duygularını açıklasalardı ne olurdu..

Yer yerinden oynardı...
Hakan Şükür'ün Kutlu doğum haftası sebebiyle "Derbi maçı kutlu doğum haftasına yakışır şekilde olsun" şeklindeki konuşması ile inanılmaz bir yaygara koparanlar acaba neler yaparlardı..

Fatih Terim'in ifade ettiği "Yenilseydik hepimiz darağacındaydık" sözleri bu mantalitenin sonuçları ile ilgili olabilir miydi.?

Yargısız infazcılar "Futbola irtica bulaştı" başlıkları atmak için milli takımın başarısızlığını istemişlerdir elbette..

Yüzyıllardır bu ülke insanının, içindeki vatan, millet, bayrak, din sevgisini yok etmek, aile bağlarını zayıflatarak Türkiye'yi içten yıkmayı planlayanlar, İlahi Takdir in başarısından sonra acaba ne yapıyorlar..

Türkiye üzerinde dejenarasyon hesabı yapanlar, şunu asla bilmiyorlar..
Bizim insanımız hergün meyhanede içebilir..
Bizim bayanlarımız mini etekle gezebilir..
Bizim genç erkeklerimiz saçlarını beline kadar uzatır, hatta küpe takabilir..
Bunları görerek "İşte başardık.. İşte dejenarasyon.." diyerek sevinç çığlıkları atarak, inananları "İrticacı" diyerek suçlu ilan edebilirler..

Ama bilmedikleri bir şey var..
Bizi hergün içki içenimizin de, mini etek giyenimizin de, bikini ile denize girenimizin de, küpe takan gencimizin de içindeki inancı ölçmek için bir cihaz ellerinde yok..

Onların içindeki Allah aşkını, inancı, dinimize olan saygıyı ancak ve ancak sadece ve sadece bir tek Allah ölçebilir..

Ve inanıyorum ki, Meyhane de içki içenler, mini etekle ayak ayak üstüne atmış maç seyredenler, hip up, rock, metal dinleyen saçı uzun küpeli gençlerimizde milli takımımızın başarısı için dua ettiler..

Gençliğin ve Türk insanının dejenarasyonu, dünya üzerinde yaşayan müslüman ülkelerin sömürge haline getirilmesi için psikolojik yıkım için trilyonlar harcayan sözüm ona süper güçler kendi hesaplarında bu büyük başarıdan sonra ALLAH BİLİR KAÇ YIL GERİ GİTTİLER..

Bir tek gol..
Bakın dünya üzerinde sosyolojik olarak neleri tek başına hallediyor..

Bir tek gol..
Ey Allah'ım sen nelere kadirsin..

Mucize "Sadece peygamberlere mahsustur" der dinimiz..

Her şeye "Mucize" demek belki dinen caiz olmaz..

Ama ilahi Adalet birilerine bir şekilde mesaj verecekse elbette verir..

Hani deriz ya "Allah'ın elinde sopası yok ya" diye..
Evet Allah'ın elinde megafon yok...

O mesajını çeşitli sebeplerle ve şekillerle verir..

Görmesini ve duymasını bilenler için..

ONUN İÇİN MİLLİ TAKIMIMIZIN BAŞARISI HAKİKATEN VE GERÇEKTEN BİR MUCİZE'DİR..

BU MUCİZE, TIPKI İSTANBUL'UN FETHİ GİBİ, DÜNYA ÜZERİNDE O KADAR MÜSLÜMAN ÜLKE ARASINDA TÜRKİYE'YE NASİP OLMUŞTUR..

Söylenecek tek şey, futbolcularımızın, Teknik heyetimizin , Yöneticilerimizin ve dünyadaki milyonlarca insanın söylediği gibi

ŞÜKÜRLER OLSUN.. dur..

Bu büyük başarı böylesine psikolojik bir motivasyon ve birliktelik sağlayabilir.. Ancak hem ülkemizdeki , hem de Dünya üzerindeki, ekonomik kriz, insan hakları ve demokrasi, saglık, eğitim, açlık, kuraklık, küresel ısınma gibi temel sıkıntıları elbette çözmez..
Türkiye'mizin Avrupa Şampiyonu olması dünya üzerindeki psikolojik hesapları alt üst edebilir, insan başarısındaki inancın büyük rolünü, dua nın görünmeyen gücünü ispatlar , ancak Türkiye'nin ve dünyanın aşması gereken büyük sorunları çözmez..

Bunu da unutmamak gerekir..

Saim ALTUNTERİM.. TURKSPOR.NET

''Türkler'in gücünü, cesaretini ve yorulmazlığını selamlıyoruz''

13. Avrupa Futbol Şampiyonası'nın çeyrek finalinde, Türkiye'nin Hırvatistan'ı penaltı atışları sonucu yendiği maçı ABD'de canlı olarak yayımlayan ESPN Televizyonu, karşılaşmanın bitiminde, ''Viyana kenti, 1683'teki Viyana Kuşatması'ndan bu yana bu denli büyük bir mücadele yaşamadı'' yorumunu yaptı.

Türkiye'nin, şampiyonada arka arkaya 3. kez bir mucizeyi gerçekleştirerek son anlardaki golleriyle maçların kaderlerini değiştirdiğini vurgulayan ESPN yorumcusu, ''Türkler'in gücünü, cesaretini ve yorulmazlığını selamlıyoruz'' dedi.

ESPN, kaleci Rüştü Reçber'i maçın kahramanı olarak nitelendirdi.

"Ben de bu alın terini öpmek için buradayım.."

Maçtan sonra kimsenin bilmediği bir gelişme yaşandı. Futbolcular, teknik heyet ve ekran başında milyonlar seviç çığlıkları atarken o gizlice soyunma odasının kapısına gitti ve futbolcuları beklemeye başladı. Gelen tüm futbolculara tek tek sarılarak onlara teşekkür etti.

En son gelen isim Rüştü Rençber'di. Son penaltıyı kurtaran Rüştü Erdoğan'ın kendisine sarılma isteğine, "Sayın Başbakan'ım çok terliyim" diyerek engel olmak istedi..

Erdoğan'ın sözleri tarihe geçecek türdendi: "Ben de bu alın terini öpmek için buradayım.."

İşte Avrupa basınından diğer başlıklar



Skysports: Penaltılarda Türk lokumu

Corriera Della Sera: Türkler vurdu, Hırvatlar nakavt

La Gazzette Dello Sport: Türkler peri malası gibi

Marca: Başka bir inanılmaz sonun ardından gelen galibiyet

AS: Türkiye'yi inanç zafere taşıdı

Lequipe: Yeni bir Türk mucizesi

Football365.fr: Çılgın Türkler

France Football: Hayret verici Türkler

Abola: Acımasız Türkler

"Bu Türkler bizi de paketler"

Almanlar'ın gözü korktu
21 Haziran 2008
Almanlar'ın gözü korktu
Euro 2008 çeyrek final maçında Hırvatistan'ı eleyerek yarı finale yükselen Türkiye, yarı finaldeki rakibi Almanlar'ı da korkuttu. Almanya'nın en ünlü gazetesi Bild,

"Bu Türkler bizi de paketler" başlığını kullandı.

HELAL OLSUN SİZE, HELAL!

 

 

"Allah ne verdiyse vurdum"

Hırvatistan maçının kahramanı Semih Şentürk, bunun bir mucize olduğunu kaydederken, "O an topu önümde buldum ve Allah’ın verdiği son güçle vurdum" dedi..
Semih maç sonunda şunları söyledi;
“Ne hissedeceğimi bilemiyorum. Bu bende alışkanlık oldu. Buna şans diyelim. Ben 11’de başlayınca da sonradan girince de aynı mücadeleyi veriyorum. Ama bugün hocam sonradan oyuna aldı. 1-0 geriye düştükten sonra maçın dönmesi mucizeydi. O an topu önümde buldum ve Allah’ın verdiği son güçle vurdum. Golüm kızım ve eşime armağan olsun.” 

"Türkler'den büyük ders!"



"Türkler'den büyük ders!"

 




Hırvatistan Milli Takımı teknik direktörü Slaven Bilic: "Henüz 39 yaşımdayım ve kariyerimde uzun yıllarım olduğuna inanıyorum ancak böyle bir maç bir daha yaşar mıyım? Hiç sanmıyorum!.."

"Maç öncesinde korkularımı dile getirmiştim, maç sonunda hepsi başıma geldi. Kaçan penaltılardan bahsetmiyorum, bunlar futbolun içinde var. Ben hayatımda böyle bir inat görmedim, acaba gol atmak için yemeyi mi bekliyorlar?"